Postmodern Manda ve Himayeler

            Manda ve himaye kavramlarını tarih kitaplarında 1. Dünya savaşı sonrasında görürüz. Zayıf düşüp kendini yönetemeyecek halde olan ülkeler güçlü olan başka bir ülkeye kendini koruması için yetki verir. Bu yetki manda durumunu oluşturur. Aynı şekilde zayıf devletin işgale uğramaması için başka güçlü bir devlet tarafından kontrol altına alınması da himaye anlayışını oluşturur.

Bu uygulamaların altında yatan gerçek sebep şudur: Eskiden iradesi zayıf toplumlar güçlü olan devletler tarafından sömürülürdü. Madenleri, insan gücü ve maddi-manevi işe yarar ne varsa hepsi sömürülürdü. 1. Dünya savaşından sonra sömürgeci devletler medeni olduklarını göstermek için bu sömürü ve kölelik düzenine bir kılıf bulmak zorunda idiler. Bu kılıf “Manda ve Himaye” kavramıdır. Dostoyevski bu tabloya şöyle bir ifade bırakmıştır: “Hiç dikkat ettiniz mi, cana kıyıcılıkta en ince ustalıkları sergileyen toplumların, çağdaş ve medeni batı toplumları olduklarına?”

Manda ve himaye kavramına yakın zamanımızdan bir örnek verebiliriz: ABD, Irak’ı sömürmek için önce Kuveyt’e savaş açmasına izin verdi, yanındayız dedi. Savaş başladıktan sonra müdahale etti. Sonrasında Irak’ı işgal etmek için uzaydan çektiği fotoğrafları basın aracılığıyla dünyaya servis etti. Kendine meşru bir zemin hazırladı. Irak’a demokrasi getirme söyleminde(manda-himaye) bulunarak yüz binlerce insanı öldürdü. Irak petrolünü şirketleri aracılığıyla 50 yıllığına kendine haraç olarak bağladı.

Bunun gibi birçok örneği bulunan tablolar modern zamanın manda ve himayeleriydi. Günümüzü gözlem altına aldığımızda post modern manda ve himayeleri görüyoruz.

Sinema eleştirmeninden daha çok bir sosyoloji uzmanı olan Krakauer kapitalizm eleştirisinde der ki: Bir iş adamı başarılı bulduğu öğrencilere burs verir. Şart olarak da kendi şirketinde çalışması için öğrencilerle ile anlaşma yapar. Okul bittikten sonra da kendi şirketinde çalıştırır. Amaçları doğrultusunda bu öğrencileri kitle süsü olarak kullanır. Bu anlayış post modern manda ve himaye kavramını ortaya koyar. Öğrenciler para ve gelecek vaadi karşısında özgürlüğünü teslim eder. Başkasının hayallerini gerçekleştirmek için üretir, çalışır.

Allah, insanlığa bu dünyada çalışmadan, düşünmeden ve emek sarf etmeden bir şey elde edilemeyeceğini göstermiştir. Bu kanaatin meşru dayanaklarını her yerde görürüz. Diyeceksiniz ki ya görünmeyenler? Onlar da haram olandır. Hakkın dışındadır. Bereketi olmayandır. Günü geldiğinde hesabı mutlaka verilecek olandır. Aynı zamanda post modern manda ve himayelerdir. İsimleri de: iddia, milli piyango, spor toto, sayısal loto vb. kumarın kamufle edilmiş halleridir.

Devletler para açığını kapatmak için “kumar” demeyip de üstte saydığımız isimleri kullanarak post modern bir mandacılıkla halklarını içten içe sömürüyor. Halkta da karşılık gören yanı kısa yoldan köşe dönmece ve devlet kuşu oluyor. Netice olarak da: düşünmeyen, sorgulamayan, üretmeyen, uyuyan ve zehirlenen bir gençlik ortaya çıkıyor. Bu anlayışın kapitalizmdeki evrensel göstergesi de şudur: Fakir olan halktan bir kişi milyoner oluyor; sanki bütün halk milyoner olmuş gibi gösteriliyor. Emek sarf edilmeden alınan paralar buna hazır olmayan ve sapkınlığa uğrayan bireylerde tarifsiz bir huzursuzluk oluşturuyor. Zihinde uçurumlar oluşuyor, aileler dağılıyor, haydan gelen huya gidiyor.

Farklı bir post modern manda ve himayecilik yöntemini de günümüzde bankalar uyguluyor. Bireylere diyor ki sen tek başına bir araba, ev, eşya vs. alamazsın. Bizim himayemize gir! İhtiyacın olan parayı hemen tedarik edelim. Evini de al, arabanı da; fakat bizim himayemizden çıkma! Verdiğimiz parayı şu kadar zamanda faizi ile geri getir.

Sonuç olarak post modern manda ve himayecilik nasıl aşılır? Başta devlet aklı olarak emek sarf etmenin, özgür düşünmenin, özgün üretimin teşviki yapılmalı. Düşünmenin, fikirlerin ve ahlaklı olmanın çok önemli olduğu öğretmeli her çocuğa. Tıpkı ülkesinin eylemleri ile çelişen Abraham Lincoln ’un oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptaki gibi olmak:

 

“Öğrenmesi gerekli biliyorum;  tüm insanların  dürüst ve adil olmadığını. Fakat şunu da öğret ona:  Her  alçağa karşı  bir kahraman, her bencil politikacıya  karşılık  kendini  adamış bir lider  vardır”. Her düşmana  karşı bir dost olduğunu da  öğret ona. Zaman alacak biliyorum,  fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların  bulunan beş dolardan  daha  değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve  kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen sessiz kahkahaların  gizemini öğret ona.

Bırak erken öğrensin, zorbaların  görünüşte  galip olduklarını. Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların  ve yemyeşil yamaçtaki  çiçeklerin  ebedi  gizemini düşünebileceği  sessiz zamanlar da tanı.  Okulda hata yapmanın, hilekarlıktan  daha  onurlu olduğunu  öğret ona. Ona kendi  fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona  yanlış olduğunu  söylediğinde  dahi.Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara  karşı  sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü  vermeye  çalış oğluma. Tüm insanları  dinlemesini öğret ona fakat tüm dinlediklerini  gerçeğin eleğinden  geçirmesini  ve sadece  iyi olanları  almasını öğret ona.

Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını  öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği  için çalıştığına inananlara  dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona  kuvvetini ve beynini  en yüksek  fiyatı verene  satmasını  fakat hiçbir zaman  kalbine ve ruhuna  fiyat etiketi  koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına  kulaklarını tıkamasını  öğret ona ve  eğer kendisinin  haklı olduğuna  inanıyorsa  dimdik dikilip  savaşmasını öğret. Ona nazik davran ama kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar  cesarete sahip olsun, bırak  cesur olacak kadar  sabrı  olsun. Ona her zaman kendisine karşı  derin bir inanç taşımasını  öğret. Böylece insanlığa karşı da  derin bir inanç taşıyacaktır.”

13.01.2018

İlteriş Bülent AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir