ÜÇ ÇİN VE UYUYAN DEV

 İlteriş Bülent AYDIN

ÜÇ ÇİN VE UYUYAN DEV

Milletlerin diyalektik(geçmişten günümüze kadar gelen süreç-yarının sebebinin bugün, bugünün sebebinin de dün olması-sebepler silsilesi) sürecini incelediğimizde Türklerin Çinliler ile tarihin birçok sayfasında üstünlük mücadelesi verdiğini görürüz. Belirli zamanlarda durgunluk ve esaret olsa da sonrasında zaferler gelmiş ve büyük devletler kurulmuştu. Tabi ki bu dinamizmin öncü mimarları çok akıllı ve cesur olan Hakanlar olmuştu.

İslamiyet’in kabulünden sonra batıya akan Türkler ara zamanlarda Moğol baskınlarıyla fetret dönemleri yaşadı. Bunun dışında karşılarında yine bir tane Çin vardı: Roma İmparatorluğu. Dünya devleti olan Osmanlı, Roma’yı fazlasıyla yıpratıp doğusunu ezip geçti.

“Milattan sonra 452’de Roma seferine çıkan Atilla’nın önüne kattığı kuzeydeki barbar kavimlerle Romalılar’ın karışımından meydana gelen devletçikler(Süevler,  Jütler, Alonlar, Angıllar, Gepidler, Vizigotlar, Ostragotlar, Vandallar, Lombardlar, Franklar, Saksonlar, Germenlar ) ortaya çıktı. Bunlardan Angıllar ve Saksonlar Büyük Britanya adasına, Franklar Fransa`ya, Gotlar İspanya’ya, diğerleri de Avrupa’nın dört tarafına yayılarak bugünkü etnik ve siyasal yapıyı oluşturdular.“

Yükselme dönemindeki Osmanlının gölgesinde ezilen Avrupa devletleri ticaret yollarını değiştirerek coğrafi keşifler yaptı. Amerika’nın keşfi sonrasında reform, rönesans ve aydınlanma (illuminati) sürecinden geçtiler. Yahudilerin püriten ahlakıyla kapitalist üretim ağını ördüler. Kendi başına ABD büyük bir güç oldu. Ayrıca Avrupa devletleri birleşerek siyasi, ekonomik ve kültürel bir güç oluşturdu.

Tarihin farklı bir sayfasını çevirdiğimizde küçük bir prenslik olan Rusların kıpırdamasına engel ve tampon olan Türk İslam Devleti Harzemşahlar’ın önce Cengiz Han tarafından (1220) sonra da Selçuklu Devleti tarafından yassı çemende (1230)  yenilgiye uğraması büyük Rusya’nın temellerini inşa etti.

Neticede dünya, günümüze uzanan tablo ile şekillendi:

Türkler tarihin hiçbir safhasında bu kadar büyük güçlerin arasında sıkışıp kalmadı. Çin ve Rusya arasında kalan Orta Asya’daki Türkler Rusya ile Çinin kültürel-siyasi baskısı ve zulmü altında özlerinden uzaklaşacak kadar eridi. Tam bağımsız olamadılar.

Türk ve İslam dünyasının ümit ışığı olan ve özgürlüğünü zoraki korumaya çalışan Türkiye’nin ise karşısında tarihteki ezeli düşmanı Çin’den ayrı iki tane daha küresel güç var: ABD ve Rusya.

Her zorun kolayı kendi içinde saklıdır. İnsanlık geleceğini doğayı gözlemleyerek ve geçmişten ders alarak kurgulamıştır. Problemleri de aynı şekilde çözmüştür. Örneğin: Kunduzun baraj yapması, yarasaların sessizce uçması, balinaların uzaktan kurduğu iletişim gibi özellikler insanlara ilham kaynağı olmuştur.

İslam dünyasının(orta asya ve orta doğu) hamisi olan Türkiye’nin de üç Çin’e karşı ”doğal kanunların kuramını” günümüze uyarlayarak başarılı olacağına inanıyorum.

ÖRNEĞİN: Kartallar göl kenarında kuşları avlarken farklı uçuşlar yaparak toplu olan kuşları birbirine geçirirler. Arada yaralananlar olur ve bunlar da kartallara yem olmak için yeterlidir. Büyük devletler de küçük devletleri böyle yıkarlar. Bir araya gelip birlik kurmalarına engel olurlar ve tek tek bu devletleri yıkarlar. “Bu bağlamda Atatürk’ün birinci dünya savaşından sonra barış paktları kurarak bölgedeki güvenliği ve bütünlüğü sağlaması çok önemlidir.” Irak ve Suriye gibi ülkeler yalnız kararlar almayıp, günümüzde bir siyasi paktın içinde olsaydılar parçalanmazdılar.

İkinci aşamada da kartalların arasında kavga çıkarmak önem taşır. ABD, Rusya ve Çin arasında çıkan ve çıkabilecek anlaşmazlıklar kullanılmalı, yaralar iyice kaşınmalıdır. Bu siyaseti 2. Abdülhamit emperyalist devletlere yıllarca uygulamış ve Osmanlının yıkımını geciktirmiştir.   Aynı şekilde İngiltere de bu planı uygulamış: Osmanlı ile Rusya’yı savaştırmış ve kendisi masa başında sürekli payını almıştır.

“Bir uygarlığın teknolojisini kullanan, zamanla kültürünü de benimseyip yaşamaya başlar. Örneğin: Türkiye İHA’ları İsrail’den ve ABD’den aldığı zaman dilimize: Heron olarak girdi; Türkiye üretmeye başladıktan sonra: “Anka Kuşu, Bayraktar ” olarak dilimize girdi. Hollywood sinemasının western filmlerinden günümüz cep telefonlarına kadar birçok teknolojik ürün ve drama programları bu kültür emperyalizmine hizmet etmektedir.”

 

Üçüncü aşamada Türkiye eksiklerini tamamlamalı. Emperyalistlerin küresel bombalarını susturacak silahlar üretmelidir. Uzayda, havada, denizde ve karada mutlak güce ulaşacak bilim ve teknoloji üretmelidir. Öz değerlerine sahip çıkıp sanata ve sanatçıya çok değer vermelidir. Gelir dağılımını vatandaşlarına adilce yapmalıdır. Bireylerinin özgürlüğüne önem vermelidir. Vatan hainlerini ve toplumun psikolojisini bozan acayip cinayetleri işleyenleri affetmemelidir. Bütün olumsuzlukların temelini oluşturan yarayı (adam kayırma-torpil-liyakatsizlik) iyileştirmeli, söküp atmalıdır. Her şeyi denetlemelidir.  26/03/2018

 

E-Posta : ilterisbulentaydin@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir